Kimse “Benim Haberim Yoktu.” Diyemez

Nazi Almanyası’nda olan olayları bugün tarihi belgesellerde izliyoruz. Yapılan zulüm ve vahşet, gazetecilerin veya komutanların yalan yanlış anlatımları üzerine hayal edilerek çekilmiş canlandırma görüntüler değil. Son derece gerçek. Ama belki yine de inkar edilebilir bunlar. Eski kayıttır, üzerinde oynanmıştır denebilir. Bir nazi asla bunu yapmaz bile denebilir.

Fakat şu zamanda alınan görüntüler için kimse bunları diyemez.

Uzaya gönderilen uydular ve yeni geliştirilen sistemler sayesinde bunu demek mümkün değil. İnternet ağı, kablosuz veri paylaşım sistemleri, akıllı telefonlar, kameralar, sosyal medya buna izin vermez. Bir yerde vahşet oluyorsa bunu mutlaka görürüz. Çünkü görüntüler artık çok net. Görüntü ve sesler net değilse bile bunları net hale getirebilen sistemler mevcut. Artık tanıma sistemleri kişinin yumruğundaki damar yollarının konumlanışından bile katili tespit edebiliyor. Navigasyon ya da takip sistemleri bildiğimizden çok daha fazla gelişmiş durumda. İnternet bağlantısı olan her bilgisayardaki verilere ulaşılabiliyor. Bilgisayarın kamerası kişi farkında olmadan açılabiliyor ve bilgisayar ya da telefon kolaylıkla bir izleme/dinleme cihazı olarak kullanılabiliyor. Her telefon dinlenebiliyor. Yüksek güvenlik sistemleri aşılabiliyor. Bilginin bu derece kolay ulaşabildiği bir dünyada yaşıyoruz artık.

Zulüm de tüm gerçekliği ile gözlerimizin önünde gerçekleşiyor. Mesela Suriye’de çıkan bir çatışmayı canlı olarak izleyebiliyoruz. Bunu yapamıyor olsak bile ertesi güne kişisel telefonlarla çekilmiş görüntüler, olayın şiddetini çok net aktarıyor. Olan olayların fotoğrafları ve görüntüleri çok hızlı olarak paylaşılıyor. Artık her şey çok net ve naklen.

Ağzı yüzü kan içinde yardım bekleyen bir adamın fotoğrafını görüp “Burası neresi?” diye sorduğumuzda bunun cevabını verebilecek birinin olduğunu mutlaka biliyoruz. Bilgiye ulaşmak çok kolay. Fotoğrafın kalitesinden ve netliğinden yakın zamanda çekilmiş olduğu da zaten anlaşılıyordur. Mesela bir vahşet fotoğrafı düşünün. Bunun nerede çekilmiş olduğu veya olayın neden meydana gelmiş olduğu soruları gelir aklınıza.  Aslında bu sorular sandığınız kadar önemli değildir. Asıl önemli olan bugünlerde önemi hiç kalmamış olan bir şey, o fotoğraftakinin bir “insan” olduğu gerçeği…

Bir insanı korku içerisinde tehlikeli bir ortamda yardım beklerken görüyoruz ve bu bizi hiç endişelendirmiyor. Nasıl olsa bizim başımıza gelmez diye düşünüyoruz o an. Çünkü bizim için yakınlarda hiç tehlike görünmüyor. Yiyoruz, içiyoruz, okulumuz var, sınavlara hazırlanıyoruz, annemiz her gün yemeğimizi yapıyor, arkadaşlarla akşam çıkıyoruz, kedilerimiz ve köpeklerimizle ilgileniyoruz, evlerimiz tertemiz; sıcak suyumuz, elektriğimiz, internetimiz hiç kesik değil, bulaşıklarımızı bulaşık makinesi yıkıyor, çamaşır makinesi de her gün çeşit çeşit öle bayıla giydiğimiz kıyafetlerimizi hiç durmadan  yıkıyor. Çünkü oje sürmek, saç yapmak için saatler harcayınca kimsenin parmakları şarapnel parçasıyla kesilmiyor. Her pazar büyük bir aile olarak yediğimiz sabah kahvaltımızda başından kanlar akan, bacağı yaralı olduğu için yürüyemeyen tek bir kişi bile yok etrafımızda. Durum sadece bundan ibaret olsaydı, tıpkı 1900’lerde olduğu gibi bizim gibi normal insanların dünyadan haberi olmaması normaldi tabii ki. Fakat artık her normal bireyin her gün girmek zorunda hissettiği internet diye bir şey de var hayatımızda. Ne zamanki internete giriyoruz bizim başımıza hiç gelmeyeceğinden emin olduğumuz onlarca olayla karşılaşıyoruz. Bazen internette “sansürsüz” olarak yayınlanan videolar görüyoruz. Bunlar o kadar çok ki mutlaka karşımıza çıkıyor. Televizyonu açtığımızda ana haber bülteninde mutlaka bir ölüm kalım, bir vahşet haberi izliyoruz.

Yani “GÖRMEDİM.” diyemeyiz. “BEN HİÇ TANIK OLMADIM.” diyemeyiz. Ancak;
“Gördüm, çok üzüldüm, Allah belalarını versin onların. Ama hayat benim için devam ediyor. Yarın ingilizce sınavım var, bunlar yaşanıyor diye girmeyeyim mi yani?” gibi şeyler diyebiliriz.

Olayların bu derece gözümüzün önünde gerçekleşmesine rağmen “Suriye mi? Evet oralar kötü yaa, çocuklar falan yazık hep masumlar ölüyor…”, “Hımmm Mısır’da yine çatışma olmuş diyor haberler, devlet buna bir çözüm bulması lazım artık da neyse benim bileceğim iş değil.” deyip bu olayları “olağan” ya da “alıştık artık” şeklinde algılamaya başladığımızın farkında bile değiliz.

Dünya’nın hiçbir ucu eskiden olduğu gibi uzak değil artık. Artık bir ülkeyi işgal etmek için orduların terhis edilmesi eskisi kadar uzun sürmüyor. Artık bir insanı öldürebilmek, bir şehri tarumar edebilmek o kadar kolay ki. Amerika’dan havalanacak bir grup savaş uçağının Türkiye’ye ulaşamaması gibi bir durum söz konusu mu? Uluslararası kuralları hiçe sayarak 1 saat boyunca İstanbul’da taş üstünde taş kalmayıncaya kadar bombalama yapabilirler mi? Yapabilirler. Yasal gibi görünen yollarla Türkiye’ye girmiş binlerce asker bir gece aniden bir şehri talan edemez mi? Eder. Bir sabah kahvaltımızda bunların gerçekleşmeyeceğinden ne kadar eminiz? Türkiye hala şehit vermeye de devam etmiyor mu zaten?

Fakat siz ne sanıyorsunuz? Bunlara sebep olanların IQ seviyelerinin çok yüksek olduğunu ve onlarla baş edemeyeceğinizi falan mı düşünüyorsunuz yoksa? Sizi eksik hissettiren nedir? Çoğumuz güzel üniversitelere güzel puanlarla girmedik mi? Yıllarca gösterdiğiniz hırsı ve başarıyı az mı görüyorsunuz? Dünyayı yöneten bir grup adam, benden daha akıllı ya da süper zeka oldukları için orada olmadıklarına göre, benim onların getirdiği düzeni yıkıp üzerlerine yepyeni, tüm insanlık için ideal bir sistem getiremeyecek olduğumu kim söylüyor? Bu adamlar dünyayı bu hale getirmek için işe başladıklarında, onlara da bunun bir hayal olduğunu söyleyenler çıkmadı mı sanıyorsunuz? Hitler’in Almanyası bir rüya değil miydi? Daha Alman ırkından bile olmayan bir adamın, Almanları üstün ırk ilan edip bunca katliamı mensubu olmadığı bir ırk için yapabileceğini kim öngörebilirdi? Buna kim inanırdı? Hitler çok mu zekiydi? Aynı şekilde tek bir karıncanın bile mutsuz olmayacağı bir sistemi hayal edip, hayata geçirmeye çalışmaktan sizi alıkoyan nedir?

“Benim haberim yoktu.” diyebilmek için çok teknolojik bir dünyada yaşıyoruz. Bunu diyemeyeceğimiz için artık başka söylemler bulmaya çalışmalıyız. Mesela gelecekte bir gün, canımızın parçası oğlumuzu, artan zulüm dolayısıyla kaybedersek, tabutu başında ondan özür dilerken şu sözleri sarf edebiliriz: “Ben dünyaya iyiliği getirmek için yeterince hırs yapmadım.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s